1 $ = 1,84 TL
1 € = 2,34 TL
Gültekin Çeki
05 Şubat 1927’de Antalya’da doğdu. İlk ve Ortaokulu Mersin’de, liseyi Antalya’da okudu. 1949’da Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu. Antalya Erkek Sanat Enstitüsü’ne atandı. 1949-1950 Öğretim yılından başlayarak üç yılı aşkın bir süre Beden Eğitimi öğretmeni ve Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Askerliğini Süvari Yedek Subay olarak Doğubeyazıt’ta tamamladı. 1954 yılından Ankara Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne atandı. Özel Kalem Şefliği, Zat İşleri Müdürlüğü, Organizasyon Metot Müdürlüğü, Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu ile Kayak Federasyonu 2. Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 3 Mart 1977’de Gençlik ve Spor Bakanlığı Müşavirliği’nden kendi isteğiyle emekli oldu. Antalya’ya yerleşti.
19 Nisan 1981’de emekliliği iptal edilerek bu defa Gençlik ve Spor Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığına atandı. 15 Haziran 1984’de yine kendi isteğiyle ikinci kez emekli oldu ve Antalya’ya döndü. Çok ve çeşitli spor dallarıyla devlet hizmeti öncesi ve esnasında sporcu ve yönetici olarak fiilen uğraştı. Bu spor dalları şunlardır: Yüzme, atletizm, boks, kürek, yelken, jimnastik, futbol, voleybol, basketbol, binicilik, dağcılık, kayak.
Gültekin Çeki, Türkiye Olimpiyat Komitesi’nin Türkiye Futbol Adamları Derneği’nin Türk Spor Vakfı’nın kurucu üyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği Antalya Şubesi ile Olimpiyat Derneği’nin kurucu üyesidir.
Gültekin Çeki’nin sanat yaşamı:
- Aile büyüklerinin söylediklerine ve hatırladığına göre henüz üç yaşındayken duyduğu aynen, sözlerini telaffuz edemeyerek tekrarlarmış.
- İlkokula gitmeden önce kendi kendisine mızıka ve kaval çalmayı öğrenmiş.
- İlkokul 2. sınıftayken öğretmeni Makbule Hanım, müzik dersinde öğrettiği marş ya da şarkıları önce ona okutur, sonra tüm öğrenciler birlikte okurlarmış.
- Ortaokul 2. sınıfta müzik öğretmeninin verdiği kısa kompozisyon ödevleri beğenilir ve öğrencilere örnek olarak gösterilirmiş.
- Antalya’da lise öğrencisiyken Halkevi korolarında görev aldı.
- Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde 1948 yılında Öğretmen Okulları’nın 100. kuruluş yılı kutlama programında sınıf arkadaşı tanburi Abdürrezzak Tuğcu’nun refakatinde solist olarak yer aldı.
- Ankara Radyosu Tanbur sanatçısı Ragıp Tanju’nun yönettiği Ankara Üniversite ve Yüksek Okullar Türk Müziği Korosu’nda solist olarak görev yaptı. (1948-1949) Koro’nun, Safiye Ayla’nın da katıldığı bir konserinde Refik Fersan, Cevdet Çağla, Ragıp Tanju refakatinde solo yaptı.
- Antalya Erkek Sanat Enstitüsü’nde müzik dersi bulunmadığı halde Halk Müziği Korosu kurdu ve yönetti. (1949-1952)
- İstanbul’da Süvari Yedek Subay Okulu’ndayken merhum Emin Ongan yönetiminde Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin çalışmalarına ve aynı zamanda Cemiyet’in İstanbul Radyosu’ndaki koro programlarına katıldı.
- 37. Dönem Yedek Subay Okulu veda programının yayınlandığı İstanbul Radyosu’nda solo şarkı söyledi.
- 24 Şubat 1949’da kaybettiği babası Mehmet Sermet Çeki, Türk müziği ile ilgilenmesini telkin ve vasiyet etti, hatta yanında şarkı söylemesini istedi.
- 1954 yılında Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne atanınca Ankara’ya yerleşti.
- Aynı tarihte yaz aylarında Esen Park Gazinosu tarafından düzenlenen ses yarışmasına, arkadaşı merhum Hilmi Evren’in ısrarları üzerine katıldı ve Ses Kralı birincisi seçildi. Birincilik kupasını merhum ses sanatkârı Mualla Mukadder Atakan’dan aldı. Yarışma seçici kurul başkanı Ankara Radyosu kanun sanatçısı ve bestekâr Necdet Varol’dan ilgi ve iltifat gördü. Bir süre kendisinden özel dersler aldı.
- Daha sonra Türk Ocağı Salonu’nda düzenlenen ve müzikolog, bestekâr, Devlet Sanatçısı, merhum İsmail Baha Sürelsan yönetimindeki Türk Müziği çalışmalarına katıldı. Önceleri büyük bir kalabalıkla başlayan bu çalışma katılımcıların azalmasıyla sona erdi.
- Bunun üzerine arkadaşı merhum udi Mustafa Dilhun ile rahmetli hocası İsmail Baha Sürelsan’ı Başmüşaviri olduğu T.C. Zirai Donatım Kurumu’nda ziyaret ederek uzun yıllar birlikte olacakları topluluğun oluşmasını sağladı. İsmail Baha Sürelsan tarafından belirlenen çalışma ilke, kural ve koşulları ciddiyetle uygulandı. Ankara’daki çalışmalar başından itibaren Hoca’nın evinde sürdürüldü.
- Gültekin Çeki, merhum hocasının kendi ifadesiyle “elemdide refikası” muhterem Hamiyet Sürelsan hanımefendinin topluluğun tüm üyelerine, aile bireyleri düzeyinde gösterdikleri örnek ilgilerine, samimi özverilerine, en içten şükranlarını her vesileyle tekrarladığını söyler.
- 1978 yılından itibaren Hocası İsmail Baha Sürelsan ve eşi Gültekin Çeki’nin önerisiyle Antalya’ya yerleşmiş ve Antalyalı olmuşlardır.
- Antalya’da 1980 tarihinde “Antalya Türk Müziği Korosu”nu Hocasının eski öğrencilerinden Prof. Dr. Erol Işın ile birlikte kurulmasını sağlamıştır. Erol Işın kemanı, Gültekin Çeki ise sesiyle Koro’da yer alırlar. Antalya Türk Müziği Korosu, Antalya Belediye Başkanı Sayın Selahattin Tonguç, TRT Antalya Bölge Müdürü Sayın Kenan Değer ve müzikolog, bestekâr merhum İsmail Baha Sürelsan’ın imzaladıkları bir protokol ile kurulmuştur. Tarafların Koro’ya verecekleri katkılar protokol ile hüküm altına alınmıştı.
- Av. Hasan Subaşı’nın Antalya Belediye Başkanlığı döneminde “İsmail Baha Sürelsan Müzikevi”nin kurulması sağlandı. Bu yapı bugünkü Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürelsan Konservatuarı’nın çekirdeğidir.
- Gültekin Çeki, 1988-1992 tarihleri arasında İstanbul’da Galatasaray Spor Kulübü Genel Sekreterliği görevinde bulundu. Kendi isteğiyle ayrılarak Antalya’ya döndü ve Koro’ya katıldı. Ancak, sağlık sorunları nedeniyle bir süre sonra koro’dan affını isteyerek ayrıldı.
- Halen ATSO tarafından düzenlenen Türk Müziği Günleri’nin Danışma Kurulu üyesi olarak hizmete devam etmektedir.
GÜLTEKİN ÇEKİ BESTELERİ
Makam Usul Güftekâr
Ferahnâk Yine yalnız, yine mahrum-ı teselli kaldım Semai Ahmet Rasim Bey
Rast Böyledir leyl-ün neharın afitabım böyledir Devr-i Hindi Mustafa Arif Arık
Derdimi bir Allah bilir bir de ben Yürük Semai Ahmet Tufan Şentürk
Acı tatlı hatıralar Yürük Semai Güzide Taranoğlu
Bizden önce var olanlar Yürük Semai Necdet Öksüz
Bilmem kime yahut neye uyduk gittik Düyek Yahya Kemal
Hicranla yanan ruhum dolsun bakışın Semai Mahmut Nedim Güntel
Nerdesin Semai Ahmet Kutsi Tecer
Biz göçüp gitsek aşkımız kalacak Nim Sofyan Mehmet Çınarlı
Kışlada bahar Aksak Bekir Sıtkı Erdoğan
Eski dostlar Yürük Semai Hayri Mumcu
Atatürk deyince Sofyan Özbek İncebayraktar
Segâh Gece sessiz ve karanlık Aksak Hayri Mumcu
Tüm mutluluğun bendim Aksak Gülgün Koçman
Şu karşıdan gelen dilber Curcuna Âşık Ömer-G. Çeki
Ne mal peşinde yorulduk Düyek Mehmet Çınarlı
Hüzzam Gene ruhumda bu akşam kanayan bir yara var Aksak Mahmut Nedim Güntel
Hoş geldin gurbetçim Düyek Güzide Taranoğlu
Benim güzel perim Semai Gültekin Çeki
Nihavent Ezelden âşıkım sana sevgilim Yürük Semai Gültekin Çeki
Ne geçen günleri yâd et ne de atilere kan Aksak Hayri Mumcu
Hancı (Gurbetten gelmişim yorgunum hancı) Nim Sofyan Bekir Sıtkı Erdoğan
Hüseyni Atatürk Sofyan Sabahattin Çankaya
Saba Gel gör ki hazan ruhuma hicranımı sardı Semai Hayri Mumcu
Mahur Antalya Aksak Ekrem Reşit Uluç
Suzinak Ne çabuk geçti baharın unutulmaz seheri Aksak M. Faik Ozansoy
Karcığar Hani bir gün bile görmezsen ölürdün güzelim Evfer Mahmut Nedim Güntel
Uşşak (Çocuk Ş.) Anneciğim Yürük Semai Rakım Çalapala
Beste, zaman ve mekân ilişkisi
Besteler üzerinde ilk çalışmada beste yer ve tarihlerinin pek az eserde olduğunu fark ettim. Bunu Gültekin Çeki’ye sorduğumda, “Çoğunu Ankara’da besteledim… Tarih atmaya gerek duymadım…” dedi. Bu durumun, bizlerin şarkıları kronolojik akış içinde incelememizi engellediğini söylememiz gerekir. Ancak yaşamının özellikle çalışma dönemi Ankara’da geçtiğinden bestelerin mekânı çoğunlukla Ankara’dır. Ancak tarih belirtilen şarkılar şunlardır.
Hüzzam – “Benim güzel perim”, Semai, Güfte kendisinin, Doğu Beyazıt, (25 Temmuz 1953)
Rast – “Hicranla yanan ruhuma dolsun bakışın”, Semai, Güfte – Mahmut Nedim Güntel, (15 Şubat 1958)
Rast – “Böyledir leyl-ün neharın afitabım böyledir”, Devr-i Hindi, Güfte Mustafa Arif Arık, (Mart 1959)
Rast – “Bizden önce var olanlar”, Yürük Semai, Güfte – Necdet Öksüz, (27 Mayıs 1996)
Gültekin Çeki spor dünyamıza önemli hizmetler vermiş bir yöneticidir. Bunu niye söylüyoruz? Müzik, yaşamının temel uğraşı değildir. Bunu kendisi de içtenlikler söylemektedir. Ancak 9/8’lik usulleri kullandığı şarkıların çoğunda neo-klasik fasıl musikimizin ağır aksak şarkılarını andıran bir lezzet olduğunu has musikimizin müdavimleri fark edeceklerdir. Örnek vermek gerekirse; Suzinak - Ne çabuk geçti baharın unutulmaz seheri, Karcığar - Hani bir gün bile görmezsen ölürdün güzelim (Evfer), Hüzzam - Gene ruhumda bu akşam kanayan bir yara var.
Bestelerinde meşk geleneğinin kök derinliği nedeniyle klasik ve neo-klasik musikimizin cümlelerini kullanan Gültekin Çeki, bazı bestelerinde yenilikçi söyleyişler de dener. Örnek vermek gerekirse; Rast - Biz göçüp gitsek aşkımız kalacak, Nihavent - Hancı (Gurbetten gelmişim yorgunum hancı).
“Ne geçen günleri yâd et ne de atilere kan” zemin haneli Nihavent şarkı ile “Gece sessiz ve karanlık” zemin haneli Segâh şarkı için ise bestecinin doruk gezintili şarkılarıdır diyebiliriz.
Spor adamı olan Gültekin Çeki’nin bestelerinde sporun olmaması yaşamın doğasına aykırıdır. Antalyalı olarak Antalyaspor için iki marş bestelemiştir. Bir takım için iki marş birden besteleyen bir başka besteci var mıdır acaba?
Ama ne olursa olsun üç bestesi vardır ki bu eserler dünya durdukça dilden dile, gönülden gönüle söylenip duracaktır. “Eski dostlar”, “Kışlada bahar” (İbibikler öter ötmez ordayım), “Gece sessiz ve karanlık” ve “Ne geçen günleri yâd et ne de atilere kan”. Buna karşın diğer bestelerin büyük bir çoğunluğu keşfedilmeyi bekleyen eserlerdir. Umarım başta TRT ailesi olmak üzere müzik dünyamızın sanatçılarını nice ev ödevleri beklemektedir.
Kaynak:Gazanfer Eryüksel